Sinüs nedir, nasıl çalışır?

"Sinüs" tıp dilinde burun etrafında kafatasının içerisinde yerleşmiş hava dolu boşluklara verilen isimdir. Sinüsleri gözünüzde mağaralar gibi canlandırabilirsiniz, sinüsler aynı, farklı boyutlardaki mağaralar gibi burun etrafında yerleşmiştir ve mağara ağızları gibi ağızları dar bir şekilde burun içerisine açılırlar. Bir başka deyişle ince bir açıklıkla burun içerisi ile ilişkilidirler. Burun boşluğunun kafatası içerisine kanallarla yayılıp genişlemesi gibi de düşünebilirsiniz.

Alında (frontal), yanak altında (maksiller) ve burun arkasında (sfenoid) sinüsler çifter adet bulunurlar, nadiren içerilerinde ayrı bir duvar da olabilir. Göz ile burun arasındaki sinüsler (etmoid) ise farklı boyutlarda olup birbirinden bal peteği gibi ince kemiklerle ayrılmış sinüs gruplarıdır. Bazı sinüsler az gelişmiş veya gelişmemiş olabilirler.

Ön ve arka gruplar olmak üzere de genelde ikiye ayrılırlar. Çoğunlukla alın (frontal), yanak altı (maksiller) ve göz ile burun arası ön kısımda bulunan sinüsler (ön etmoid) burun orta kısmına ortak bir boşluğa açılırlar (ön osteomeatal kompleks). Göz ile burun arası arka bölümdeki sinüsler (arka etmoid) ve burun arkasındaki sinüs (sfenoid sinüs) burun gerisine ortak bir boşluğa açılırlar (arka osteomeatal kompleks). Bu farklılık sinüzitin hangi sinüslerde birlikte olduğunu göstermesi açısından anatomik önem arz eder.

Sinüsler doğumla birlikte gelişmeye başlarlar ve ileri yaşlarda gelişmelerini tamamlarlar. Büyüklükleri kişiden kişiye değişir bazı kişilerde bazı sinüsler gelişmemiş de olabilir.

Bir halı gibi burun içerisini de kaplayan aynı doku ile kaplıdırlar (mukoza). Mukozo”mukus” dediğimiz burun salgısını üretir (sümük).

Sinüslerin birçok görev ve dolayısı ile faydalarının olduğu düşünülmektedir. Kafatasının içerisinde hava boşlukları olduğu için kafatasımızın hafiflemesini sağlarlar. Burun, göz ve beyin etrafında bir travma karşısında hava yastığı görevi görürler ve travma şiddetini önemli organlara gelmeden emerler.

Burun içerisi girintili çıkıntılıdır. Hava burundan geçerken burun içerisindeki mukozaya çarpar, genize, oradan da akciğerlere mükemmel bir fizyoloji ile yönlendirilir. Mukozaya çarptığında üzerindeki yabancı maddeler buraya yapışır, mukozanın ısısını ve nemini alır. Yani burun içerisine giren havanın ısısı ve nemi ne olursa olsun, genize geldiğinde %95 oranında nemlenmiş, 36 dereceye ısıtılmış veya soğutulmuş, 6 mikrometreden büyük bütün parçalar burun mukozasına yapışmıştır. Temiz, nemli ve ısınmış hava akciğerlere giderek akciğerlerin görevini hafifletir. Sinüsler burunun bu görevleri yapmasını mukus salgısı üreterek kolaylaştırırlar.

Ayrıca ses rezonansının sağlanmasında da önemli rolleri vardır. Üst solunum yolu problemi olan kişileri seslerinin değişmesinden anlayabiliriz.

Koku hücreleri burunun üst tarafında yerleşmiştir, göz ile burun arasındaki sinüslerin (etmoid) tavanında bulunurlar ve sinüsler koku almada da dolaylı olarak etkili olurlar.

Ürettikleri mukus mukozada bulunan süpürge hücreleri tarafından sinüs içerisinden dışarı doğru süpürülür ve oradan da burun mukozası tarafından genize süpürülür, sonuçta yutulur ve mideye giderler. Bu salgı günde 1,5-2 litre arasındadır. Belli kıvamda ve miktarda olduğu için kişiler normalde bunu farketmezler. Kıvamı ve miktarı değişirse geniz akıntısı olarak hissederler.

Sinüslerin görevlerini yapabilmesi için sinüs kanallarının açık olması, havanın sinüs içerisine girip çıkabilmesi ve sinüsler tarafından salgılanan sümük salgısının sinüs içerisinden burun içerisine rahatlıkla geçmesi gerekir.

Site içerisinde yer alan tüm bilgi ve dökümanlar tanıtım ve bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır. İçerik üzerinde her ne kadar hassasiyetle durulsa da sitedeki bilgilere dayanarak teşhis ve tedavi yapmaya çalışmayınız. Kesin tanı için doktorunuza başvurmanız gerektiğini unutmayınız.